STAGNUM

stalker-2-concept-art-1.jpg

“Eğer ganimetle dönersen, bu mucizedir,
Eğer canlı dönersen, bu başarıdır,
Eğer devriye mermileri seni ıskalarsa, bu şanstır,
Ve geriye kalan her şey ise sadece kaderdir.”

ZİYARET VE BÖLGE

13 yıl önce, kuzey yarım kürenin 43. paralel hizasındaki bazı yerlerde, kuvvetli ışık ve seslerle başlayıp aniden kitleleri ortadan kaldıran doğaüstü olayların yaşandığı “Ziyaret” isimli olay meydana geldi. Ziyaret, göz açıp kapayana kadar sona erdi ama fizik kuralları geçerliliğini yitirdi. Fenomen çözülemediği ve etkileri de öngörülemediği için olayın meydana geldiği bu alanlar kapatıldı.

“Neydi o? Bir göktaşı mı? Bir doğa olayı mı? Yoksa Kozmik çukurun sakinlerinden bir ziyaret mi? Öyle ya da böyle, küçük ülkemiz bir mucizenin doğuşuna şahit oldu: Bölge’nin…Vakit kaybetmeden oraya ordular gönderdik  ama geri dönmediler. O zaman, biz de Bölge’yi tellerle, duvarlarla ve hendeklerle çevreledik.”

Yaşanan olaya bilim adamlarının yaklaşımı farklıdır. Dünya dışı varlıkların iletişime geçme çabası veya yaklaşmakta olan bir uzaylı istilasının habercisi olabilir. Belkide ziyaretçiler sadece yoldan geçerken uğramış olabilirler ki geride bıraktıkları şeyler mucizeden ziyade bilimin sınırlarını zorlayan çöp yığınlarına daha çok benzemektedir. Kim bilir?

Felaketten kaçanlar, görünmeyen varlıkların saldırısından, yüksek ses dalgalarıyla parçalanan, ateşle kavrulan kurbanlardan bahsettiler. Hayatta kalanlar, korkunç fiziksel ve zihinsel bozukluklarla ya da metafizikle ilişkilendirilebilecek bir kaderle karşılaştı. Bazıları bir süre sonra  anlam verilemeyen bir içgüdüyle Bölgelere geri dönüp kaybolmayı tercih etti.

Bölgeleri çevreleyen şehirler, faciadan kaçanlara, toplumun kalanı tarafından dışlanan ve Ziyaretin izlerini taşıyan mültecilere sığınak oldu. Fakat bu olayı incelemek için kurulan ve zamanla yozlaşan Enstitünün de laboratuvarlarına dönüştüler. Bölgeler, çevrelerinde kendi bozuk sosyoekonomik yapılarını meydana getirdi. Komşu yerleşimlerde sokaklar her türlü yasa dışı ve düşük yaşam koşullarını barındırmaya başladı. UFO meraklılarının, Ziyaretle birlikte ortaya çıkan tarikatların, koleksiyoncuların, kaçakçıların, maceraperestlerin meskeni haline geldi. Lüks otellerse Bölge manzarası turlarına katılmaya can atan turistlerin ya da Bölgeden gelen ganimetlerin peşindeki zenginlerin gözde mekânları oldu.

“Geriye dönüp baktığımda,
Daha önce yürüdüğüm manzarayı görüyorum.
Lakin bu farklı.

Tüm ulu ağaçlar gitmiş.
Öyle görünüyor ki,
Bunlar kalıntıları.

Fakat içindeki bu günbatımı kızıllığı,
Hepsi, yaşamın boyunca tanıştığın
Hayatında bir anlam ifade edenler aslında.”

Olav Rex, Ağustos 1977

İZ SÜRÜCÜ

İz Sürücü, Bölgelere girme cesaretini gösteren ve canlı olarak dönmeye başarabilen yağmacıların öyküsüdür. Onlar, hiçbir özel gücü olmayan, tek amaçları Bölgede buldukları ganimetleri karaborsada iyi bir fiyata satıp kendi hayatlarını ve varsa ailelerinin hayatlarını idame ettirmeye çalışan sıradan insanlardır. Deneyim, dikkat ve keskin duyular iz sürücülerin sahip olmaları gereken yegâne niteliklerdir.

TEHLİKELER VE GANİMETLER

Bölgeler, tehlikeleriyle birlikte Ziyaretten kalan ve birçok doğaüstü niteliğe sahip cisimlere de ev sahipliği yapmaktadır. Bazıları hastalıklara karşı korurken bazılarının toplu katliam silahı olarak kullanılabileceğine dair söylentiler vardır. Fakat tamamının tam olarak ne işe yaradıkları hala çözülebilmiş değildir. Fiyatlarıysa karaborsada sizi bir gecede zengin edebilir.

Ziyaret olayı, etki alanı içerisinde sadece fizik kanunlarını geçersiz kılmadı. Aynı zamanda tabiatı da etkiledi. İz sürücülerin Bölge içerisinde bu anormalliklerden en sık karşılaştıklarından biraz bahsetmek gerekir. Hemen hemen hiçbirinde canlı olup olmadığına ilişkin net bir bulgu yoktur. Tehlikeleri sebebiyle yeterli bilimsel inceleme yapılmamıştır. Dolayısıyla çoğunun literatürde bir ismi bile bulunmaz. Fakat İz Sürücülerin kendi aralarında verdikleri, daha çok argo denilebilecek isimlerle bilinirler.

BAZI ANORMALLİKLER

“Üç mahallenin sakinleri kör oldu. Şimdi oralara birinci ve ikinci körlük bölgesi falan diyoruz. Tamamen kör olmadılar aslına bakarsanız, bir nevi gece körlüğünden muzdaripler. Buna herhangi bir patlama neden olmadı dediler. Bir sürü patlama olmuştu ama yüksek sesten kör olduklarını söylediler. Doktorlar böyle bir şeyin imkansız olduğunu, ne yaşandığını iyice hatırlamaya çalışmalarını söylemiş. Ama onlar, kendilerini kör eden şeyin şiddetli gök gürültüsü olduğunda ısrar etmiş. Ha bu arada, o gök gürültüsünü başka kimse duymamış.”

Uzayda Piknik,S:24-Nirengi Kitap,2012 

Replika: Bölge’nin çözülemeyen fenomenlerinden biridir. Ziyaret’ten sonra bazı ölüler geri gelmeye başlamıştır. Fakat yapılan testlerde organik materyale rastlanmamıştır.

“Öncelikle, onlar ceset deği. İskeletler ve cansız mankenler üzerinde yeniden oluşturulmuş mulajlar. Bizim mulajların acayip bir özelliği var; otonom yaşam becerisi. Mesela, vücutlarının ayrı bir bölümünü kesersen, kesilen parça yaşamaya devam eder.” Uzayda Piknik,S:126-Nirengi Kitap,2012

Kara Böğürtlen: Uzun, siyah renkli, çalı görünümlüdür. Metallerin üzerinde yetişir ve temas ettiği tüm metal yüzeyler üzerinde hızla yayılır. Jilet gibi keskindir, teninize değerse derin kesiklere sebep olabilir.

Yanan Tüy: Karahindiba çiçeğinin tüy topaklarına benzer. Geceleri büyük kümeler halinde rüzgârda süzüldüklerinde parlamaya başlar. Temas edilmesi halinde değdiği her şeyin ısısını bir anda ergime noktasına ulaştırır.

Parlama Noktası: Havada asılı, küçük parlak bir noktadır. Etki alanı içinde sıcaklık bir anda binlerce dereceye yükselir.

Canlı Yıldırım: Bünyesinde elektrik akımını toplayıp bir anda çevresine yıldırımlar yağdırmaya başlayan güç alanlarıdır.

Şeytan Kabağı: Yarısaydam, çiçeği bir metre genişliğe kadar büyüyebilen bitki görünümlüdür. Açıldığı vakit bünyesindeki yüksek basınçlı yakıcı gazı salar.

Cadı Jölesi: Siyaha yakın, koyu kıvamlı ve yapışkandır. Bulunduğu bazı ortamlarda saldığı gaz sebebiyle mavi alevler çıkararak aralıksız yanar. Değdiği her canlı organizmayı, üzerinde koruyucu giysi olsa bile öldürür. Temas halinde değdiği uzvun ampütasyonu kurtulmanın tek yoludur. Çünkü organizma içerisinde hızla yayılır.

Örümcek Ağı: Gümüş renkli, devasa bir örümcek ağına benzer. Fakat görmek neredeyse imkânsız gibidir. Sadece çok deneyimli gözler varlığını fark edebilir. Çok kırılgandır. Her kim dokunursa 24 saat içerisinde bir sebepten dolayı hayatını kaybeder.

Sivrisinek Uyuzu: En tehlikeli anormalliklerden biridir. Büyük boyutlu olanları uzaktan fark edilebilir. Kalabalık bir sinek sürüsünün yarattığına benzer bir görüntüsü vardır. İçinde aşırı yüksek manyetik alan barındırır ve kurtuluş neredeyse imkânsızdır.

Et Öğütücü: Bilinen anormallikler içerisinde en çok korkulanıdır. Etki alanı içerisindeki her şeyi büken, parçalayan ve ardından ezen güç alanıdır.

Gölgeler: Alanına giren her şeyi ufalayan gölgeler, güneş ışığının hareketlerinden etkilenmez ve daima sabit bir yöne doğru konumlanmıştır. Bazen hayvan ya da insan formunda görüldükleri de olur.

Maymunun Ninnisi: Geceleri birden duyulmaya başlayan ince bir çocuk sesidir. Ninniyi andıran bir tondadır. Sesi uzun süre dinleyenler üzerinde uyku etkisi yarattığı ve Bölgeye dair rüyalar görülmesine sebep olduğu, mekan ve zaman kaymaları yarattığı söylenir.

“…veya, örneğin, Bölge’nin mutajen etkisi”diye araya girdi Valentine. Gözlüğünü çıkarıp, siyah renkli miyop gözlerini Noonan’a dikti. “Bölge’de yeterince zaman geçiren herkes, hem fenotip hem de genotip değişikliğe uğrar. İz sürücülerin ne biçim çocukları olduğunu da, iz sürücülerin başına ne geldiğini de biliyorsun. Neden? Mutasyon faktörü nerede? Bölge’de radyasyon yok. Bölge’deki hava ve toprak kendine has kimyasal yapıya sahip olduğu halde hiç mutasyon tehlikesi arz etmiyor. Bu şartlar altında ne yapmam lazım? Büyüye mi inanayım? Nazara mı?” Uzayda Piknik,S:126-Nirengi Kitap,2012

BAZI GANİMETLER

Bölgelerde ganimet olarak adlandırılan ve büyük bölümünün işlevleri daha keşfedilmemiş birçok cisim bulunur. Ganimetler özellikle koleksiyoncular, yasa dışı örgütler ve Enstitü tarafından çok talep edilen ama işlevleri tam olarak anlaşılamamış cisimlerdir.

Piller (Şöyle-Böyle): Siyah renkli, silindirik küçük çubuklardır. Herhangi bir makinenin yakınında tutulduğunda o makinaya sınırsız enerji sağlar. Taşınabilir olduklarından çok rağbet görürler.

Boş: Birbirine yaklaşık 30cm mesafede sabit şekilde duran iki adet bakır renkli disktir. Disklerin bu şekilde sabit durmasının nedeni bulunamamıştır. Ne uygulanırsa uygulansın diskler yakınlaştırılamaz ya da birbirinden uzaklaştırılamaz. Aradaki 30cm’lik alan hep sabit kalır. Aynı zamanda ne işe yaradıkları da bulunamamıştır. İçi mavi renkli bir sıvıyla dolu olanlarına dair söylentiler vardır.

Kaşıntı: Birkaç cm boyutlarında küçük cisimlerdir. Her birinin farklı etkisi fardır. Birkaç kez ezildikleri zaman geniş bir alan içerisinde sadece hayvanların duyabileceği frekansta sesler yaymaya başlar ve bazısı çevredeki canlılarda kusma ve bulantıya bazısı şiddetli burun kanamasına sebep olur.

Siyah Damlalar: Siyah incilere benzerler, bazılarının içinden ışık huzmeleri çıkar. Mücevherat olarak çok rağbet görür ama fonksiyonu keşfedilememiştir.

Bilezik: Çoğu altın renkli ince bileziklere benzer. Aksesuar olarak kullanılır. En büyük özellikleri bazıları taşıyan kişileri hastalıklara karşı dirençli kılar, bazılarının yaralanmalarda iyileşme süresini kısalttığı tespit edilmiştir.

Beyaz Halka: Hareket ettirildiğinde durmadan dönmeye başlayan metal halkadır. Termodinamiğin ilk yasasına aykırı olan bir cisimdir.

İğne: İki parmak arasında hafifçe sıkıştırıldığında renkli ışık yaymaya başlayan iğne benzeri cisimlerdir.

Altın Küre: Bölgelerde bazı efsanevi ganimetlerden bahsedilir. Onlar içerisinde belki de en çok adı geçen altın küredir. Sahibinin dileğini yerine getirdiği söylenir.

Newton’un Kübü: Hakkında tam olarak neye benzediği veya ne tür bir etkiye sahip olduğuna dair bir bilgi yoktur. Gölün yakınlarında görüldüğüne dair rivayetler vardır.

OYUN HAKKINDA

Stalker: the SciFi Roleplaying Game, Arkady ve Boris Strugatsky’nin 1971’de yazdığı Roadside Picnic (Türkçe’ye Uzayda Piknik adıyla çevrilmiştir) isimli romanından yola çıkılarak hazırlanmış rol yapma oyunudur. Bilimkurgu meraklılarının aklına ilk gelen; Andrei Tarkovski’nin 1979 yapımı Stalker adlı filmi olup filmin senaryosu da aynı romandan esinlenerek yazılmıştır.
Referanslar:
*Roman:Roadside Picnic(Piknik Na Obochine)-Arkady & Boris Strugatsky-1971
*Film:Stalker(Ctankep)-Adrei Tarkovsky-1979
*Oyun:http://www.burgergames.com/stalker/EN_web/

STAGNUM

Stagnum, Balkanlar’da yer alan, Ziyaretten önce ekonomisi madenciliğe dayalı Ilnovik şehri ve bu şehrin çevresindeki araziyi kapsayan altı Ziyaret Bölgesinden yedincisinin(?) ismidir. Öykünün karakterleri; kendi geçmişlerinde, beklentilerinde ve hırslarında kaybolmuş kişilerdir.

DRAGAN2

DRAGAN “MEZARCI” TEMELKO: 40’lı yaşlarının sonundaki eski asker Daragan, Doğu bloğu ülkeleri dağıldıktan sonra yıllarca paralı askerlik yaptı. Balkanlar’da ve Orta Avrupa’da yaşanan karmaşada her zaman yüklü para verenin tarafında oldu. Yağmadan, takas ve ticaretten çok iyi anlayan yaşlı kurt, Ziyaret sonrasında İz Sürücülük yaparak tehlikeli ama karlı bir fırsat kapısı buldu. Zengin turistleri Bölge’ye götürmek, Bölge’den ganimet getirip en iyi fiyata alıcısını bulmak onu aranan bir “İz Sürücü” haline getirdi. Fakat şöhreti, tehlike anında yanına yardımcı diye aldığı, iz sürücülük ve macera meraklısı gençleri ölüme terketmesinden gelmektedir. Mezarcı Dragan Temelko, Bölge’yi en iyi bilen ve mutasyona uğramadan hayatta kalmayı başarmış nadir iz sürücülerdendir.

CASIMIR2

CASIMIR “İZCİ”: Ilnovik’te  doğup, büyümüş bir yazar olan İzci, iç savaş sırasında sık sık hapse girmiş ve işkenceye maruz kalmıştır. Bölge, savaş sonrası uzun süre sokaklarda yaşamış Casimir için tarif edilemeyen bir tutku, bir kaçış yeridir. Ganimet bulma hevesinden çok kafasının içindeki sesleri susturmak ve kabuslarından kurtulmak için iz sürücü olmayı tercih etmiştir. Ilnovik’e yaklaşabildiği vakitler kimi zaman yıkıntıların arasında yitik anılarını arar. Geçmişine ait buldukları onun için en kıymetli ganimetlerdir. Casimir’in Bölge’ye dair güçlü batıl itikatları vardır. Yanında daima somun ve çaput taşır. Bölge’deyken gündelik yaşantısındaki halinin tam tersi bir ruh haline girer. Çeviktir ve duyuları çok kuvvetlidir.

HAYDAR2

HAYDAR “BEHERGLAS” STANKOVIC: Enstitü’nün Stanislaw projesinin yöneticisi olan  bilim adamıdır. Bölge’den gelen buluntuların sınıflandırılması ve Bölge’deki dünya dışı varlık etkisinin mülteciler üzerindeki biyolojik değişimi üzerine çalışmalar yapmaktadır. Rasova’daki bazı kayıp vakalarından sorumlu olduğuna dair söylentiler vardır ama hiçbiri kanıtlanamamıştır. Sık sık kaçak yollarla numune temin etmek için iz sürücülerle pazarlık etmektedir. Sonuçta laboratuvara girdikten sonra ganimetin hangi yolla elde edildiğinin bir önemi kalmamaktadır. Başında bulunduğu Stanislaw projesinin kötü gişatından dolayı Dr.Rostislava’nın Enstitü’deki artan etkisine karşı bir çıkış yolu bulmaya çalışmaktadır.

ROSTISLAVA2

ROSTISLAVA PSİKOPAT STANIMIRA: Enstitüde bilim kadını olan Rostislava,  Zenobiyolojist ve hayatta kalma uzmanıdır. Dünya dışı varlıklar ve onların Bölge’de bıraktıklarının keşfine olan saplantısı nedeniyle Psikopat lakabı takılmıştır. Haydar Stankovic’in rakibidir. Acıması yoktur. Gerekirse insan hayatını hiçe bile sayabilecek düzeydeki mesleki hırsları Stanislaw projesine atanmasına en büyük etkendir. Sevmediği kimseleri korkularıyla yüzleştirerek nasıl etkisiz hale getirileceğini iyi bilir. Duyuları, insanoğlunun sınırlarını zorlayacak seviyede gelişmiş olup herkesten gizlediği dünya dışı bir makina ya da bir cisimle bunu başardığına dair Enstitü koridorlarında söylentiler dolaşmaktadır.

Maks2

MAKS “KRİKO” KRÖBER: Küçük yaşta suçla tanışan Maks’ın ıslahevleri ve hapisanelerde geçen hayatı, son firarının ardından Bölge’ye kaçmasıyla birlikte tamamen değişir. Hayaletlerin bile gezmekten çekindiği Bölge’de üç gün hayatta kalmayı başarır. Ardından Rasova’nın karaborsa ekonomisinde iz sürücülük yapmaya başlar. Maks’ın Bölge’ye ilişkin bir sürü takıntısı vardır. İri ve yapılı olması nedeniyle Bölge haricinde pek doğal düşmanı yoktur. Maks, hala firaridir ve aranmaktadır ama özel, paralı müşterileri sayesinde ceplere sıkıştırılacak her zaman yeteri kadar nakdi olduğu için varlığı otoritelerce çabuk unutulur. Yasadışı silah üretimine yönelik çalışmalara Bölge’den malzeme getirmesi sebebiyle diğer iz sürücüler tarafından pek güvenilir bulunmaz.

JOHNNY2

JOHNNY BE GOOD (YA DA HER NE B.KSA):Gerçek adını kimse bilmemekle birlikte kimilerine göre macera peşinde baş belası bir çocuk, kimilerine göre eski BM askeri veya Enstitü ajanıdır. Kesin olan şey kumar meraklısı olduğu ve borçları yüzünden Rasova’da Tefeci Gorzo ile başının sık sık derde girdiğidir. Kısa vadede yüksek getiri hedefiyle, sırtında çanta Bölge’leri gezen ve ganimet arayan Johnny, en son Harmont’taki (Kanada) Bölge’ye girerken vurularak yakalanmış, 6 ay hapiste kaldıktan sonra çıkar çıkmaz Kanada’dan kaçmıştır. Johnny kimliğini gizlemekte ustadır, üstünü arasanız her tarafından pasaport, kimlik belgesi ve çeşitli kumarhanelere ait fişler çıkar.

Hanna2

HANNA-ANNA “KIZKARDEŞLER GREGOIR: Hanna, Ziyaret sırasında ailesini kaybetmiş yetimlerden biridir. Onu özel kılan şey yaşadığı travma ya da Ziyaret sırasında maruz kaldığı bir etkiden dolayı çift kişilikli olarak yaşamasıdır. Onunla birlikte Bölge’ye girme cesaretini gösteren birkaç kişinin dediğine bakılırsa Bölge’deyken Hanna yerini sık sık Anna’ya bırakmakta ve Anna farklı bir lisanda konuşup Bölge’nin acayiplikleriyle iletişim kurabilmektedir. Ziyaret’e maruz kalmanın bazı yan etkilerine sahip olduğu ve geçirdiği değişimin gittikçe güçlenmesi sebebiyle zorluklar yaşayan Hanna, Enstitü’nün deneklerinden biri olmamak için sık sık gizlenmek ve fiziksel değişikliklerini saklamak durumundadır.

BÖLGE’NİN İÇİNDE

Bölge, bilimsel ve askeri projeler hariç kapalıdır. Kaçak giriş yapanlar, sınırda görüldükleri durumda genelde güvenlik gerekçesiyle keskin nişancıların hedefi olur. İz sürücü olduğu tespit edilenler en az 6 aydan başlayan hapis ile cezalandırılır.

RASOVA: Çevresindeki doğal güzellikler sebebiyle Ziyaretten önce Ilnovik’lilerin mesire yeriydi küçük Rasova kasabası. Ziyaretten sonra neredeyse yarısı Bölge sınırları içerisinde kalan Rasova, Bölge’den kaçabilen mültecilerin doldurduğu, kanunsuzların, kaçakların, değişime uğramışların, hayattan umudunu kesenlerin ve Bölge’de ganimet bulma hayali kuran iz sürücülerin mabedi haline gelmiştir. Diğer taraftan IEC’nin idare ettiği söylenen kartel, kaçak giriş yapmaya çalışanları çoğu kez vurarak, hapse atarak, ya da yerel çeteleri maşa gibi kullanarak Bölge’den uzak tutmaya çalışmakta, Bölgeden gelen ganimet akışını kontrol altına almak istemektedir. Hiçbir kolluk kuvvetinin uğramadığı sınırın ötesinde kalan mahallelerine özellikle hava karardıktan sonra girmek tehlikelidir. Bunun sebebi, suç oranının yüksekliğinden ziyade karşınıza çıkabilecek garip ve ölümcül şeyler olabileceğine dair söylentilerdir. Şimdiye kadar çok ciddi bir vakayla karşılaşılmamakla birlikte genellikle replika vakaları yaşandığı rapor edilmiştir. Kasabanın bu kesiminde görünürde sadece Danyal’ın mekânı açıktır. Eduard isimli kendine has bir içeceği olan, tabelası bulunmayan, iz sürücülerin sıklıkla toplandığı bir bardır. Sınırın gerisinde kalan kısımda hayat normal akışını sürdürmekte, kalan bir kaç ailenin işlettiği ufak bir market, bir kaç bar ve turistler için oteller bulunmaktadır.

NATO ÜSSÜ-IEC: İçinde kendi gizlerini saklayan Enstitünün, Bölge sınırında ve Rasovo’daki kayıp vakalarının birçoğundan sorumlu olduğu iddia edilmektedir.

HOTEL VLASENCA: Enstitünün biraz doğusunda, köprüyü geçtikten iki kilometre sonra solda, tepe üzerinde yer almaktadır. Ahşap mimarisi, görenlere Ziyaretten önceki güzel günlerini anımsatır. Terkedilmiş olması sebebiyle bakımsız kalmakla birlikte hala sağlamdır. Hotel, Bölge’nin uğursuz yeşil renkli şafağını, teleferik bölgesinden çıkan dumanları, yakınındaki Sonbahar Korusunun dört mevsim altın rengi değişmeyen ağaçlarını kaliteli içkiler eşliğinde görmek isteyen paralı turistleri terasında ağırlar. Eğer yeterli paranız varsa Dragan (Mezarcı) Temelko’nun turlarına katılabilir, terkedilmiş otelin terasında barbekü partilerine katılabilirsiniz.

SONBAHAR KORUSU: Hotel Vlasenca’nın bir buçuk kilometre doğusunda güneş ışınları, altın sarısı yapraklarla süslenmiş dalların arasından süzülür. Koruya girenlerin üzerine bir rahatlık hissi ve tatlı bir yorgunluk çöker. Biraz dinlenmek iyi gelebilir diye düşündüğünüz vakit fikrinizi değiştirmeli ve koruluktan çıkmalısınız. Ağaçların yapraklarının aslında altın varak olduğunu rivayet edilen koruya girip çıkamayanların hikâyeleri sık sık anlatılır.

MAVİ PİKNİK: Hotel Vlasenca’yı geçip yol ayrımından sağa dönüp kuzeye doğru gittiğinizde Samuil-İlnovik kara yoluna çıkarsınız. Yaklaşık 3 km sonra sol tarafta bölgenin en tehlikeli yerlerinden biri olduğu söylenen Mavi Piknik’e ulaşırsınız. Ziyaret sırasında ısı bir anda -200 derecelere kadar inip çevresindeki tüm ağaçları ve piknik yapan insanları buzdan birer heykele çevirmiştir. Sonrasında ısı yükselmekle birlikte buzlar asla çözülmemiştir. Sıklıkla ısı değişimleri yaşanan bu yerden uzak durulmalı, eğer zorunda kalınırsa uçuşan mavi kürelere dikkat etmek hayati önem taşımaktadır.

HELA: Hotelin ilerisindeki yol ayrımından sola saptığınızda karşınıza çıkan geniş bataklık alandır. Bir zamanlar yerli halk ve turistler için teleferikle Samuil dağının zirvesine çıkıp tüm vadiyi seyretmek çok keyif verici bir aktiviteydi. Şimdi Samuil’in etekleri köpüren, kaynayan çamur ve sülfür bataklıklarıyla doludur. Hava daima puslu ve koku alma duyusunu köreltecek kadar pis kokuludur. Bataklık tehlikeli olduğu kadar da eğer hayatta kalmayı başarabilirlerse ganimet bakımından çok bereketlidir. Yaşamın bu kadar zayıfladığı bir yerde teleferik istasyonundaki otomatta daima bir mucize olduğu söylenir.

OKUL OTOBÜSÜ (VAHA): Samuil-İlnovik yolunun 8.kmsinde bulunan, virane olmuş bir lokanta ve iki tane tamirhaneden oluşan yerdir. İsmini, girişindeki yanmış okul otobüsünden alır. Ziyaret sırasında Ilnovik’ten kaçmaya çalışan mültecileri taşıyan bu otobüs bir anda alev almış, içindekilerin hiçbiri dışarı çıkamamıştır. Buranın bir vaha olduğu iz sürücüler arasında bilinir. Gece kalınacaksa güvenli bir yerdir. Fakat otobüs enkazının hala ısı yaydığını ve bazen içeridekilerin seslerini duyduklarını söyleyenler vardır. Ayrıca bazen mutasyona uğramış hayvanlarla karşılaştığını söyleyenler olmuştur.

ÇAYIR: Rasovanın kuzeyinde köprü yolunu takip edip 5 kilometre sonra başlayan geniş arazidir. Batısına giderseniz artık iyice bozulmuş olan Ilnovik yolu ve Düzlüğe ulaşırsınız. Doğuya giderseniz patika sizi Kara Göl’e ardından yarım günlük mesafedeki Karabne’ye ulaştırır. Çayırın bitki örtüsü botanik kitaplarında yer almayan ve hatta birçoğu isimlendirilmemiş bitkilerle doludur. Sis basmadığı sürece Çayırda yol almak tehlikeli olmaz. Hatta çalıların arasında sivil ve askerlerden kalan eşyalar dahi bulabilirsiniz.  Fakat sis bastırdığında Çayır’ın doğası değişir. İşte o zaman hızlı olmalı ve bir an önce burayı terketmelisiniz.

KARA GÖL (VAHA) VE KARABNE: Buralara giden kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ressam geri dönmeyi başarmıştır. Kara Göl çevresindeki insan-hayvan melezi yaratıklardan, Karabne çevresinde havada asılı duran binalardan, kayalardan ve taştan bir kemere benzeyen muazzam bir mabetten bahsetmesinin hemen ardından Ressam ortadan kaybolmuştur.

DÜZLÜK: Çayır’ın bastındaki geniş çorak alandır. Düzlükte yürürken terkedilmiş evleri, araçları, Ziyaret sırasında başlarına ne geldiği bilinmeyen sivil ve askerlere ait kalıntılarla karşılaşabilirsiniz. Bazı araçların ve evlerin içinden özellikle geceleri mavi parıltılar yükselir, terkedilmiş kulübelerde karaltılar görüldüğü söylenir. Gölgelere ve cadı jölelerine dikkat edilmelidir.

ILNOVIK: Eski ve büyük bir maden kenti olan Ilnovik ile çevresi, 13 yıl önde Ziyaret’in gerçekleştiği yerdir. Bir zamanlar madencilikle geçinen, yol üzerindeki en büyük şehirdir. 150.000 nüfuslu olan Ilnovik’ten Ziyaret sonrasında aylarca dumanlar ve çığlıklar yükselmiştir. Harabe şehir, anormalliklerin toplanma alanı gibi bir konumda olduğu için iz sürücüler tarafından Bölge’nin merkezine sınır kabul edilir. Girip hayatta kalan olduğuna dair Enstitü raporlarında bir kayıt bulunmamaktadır. Fakat barındırdığı ganimetler hakkında iz sürücüler gözünde Kral Süleyman’ın hazinesine eş değer nesneler varmış gibi abartılı hikâyeler anlatılır. Şehrin kuzeyinde, eski madene ve oradan Göl’e giden bir yol olduğu varsayılan demiryolu hattı vardır. Şehrin içerisinde fizik kanunlarının hiç çalışmadığı, her bir metrekaresinde ayrı bir tuhaflığın olduğu söylenir.

TREN YOLU-MADEN-GÖL: Eskiden Ilnovik’in kuzeyindeki gardan trenle madenlere gidilirdi. Şimdi oralarda zift kadar kara, dipsiz bir gölün olduğu, son tren istasyonundaysa türlü marifetleri olan bir kübe dair hikayeler anlatılır durur. Göl’ün ötesinde Bistira ve Provadia dağları, Bölge’nin kuzeydeki doğal sınırını oluşturan bir duvar vazifesini görür.

Bu öykü; Casimir, Haydar Stankovic, Rostislava Stanimira ve Johnny Be Good’un Stagnum anılarından derlenerek hazırlanmıştır. 

b4b

“HERKESE MUTLULUK, BEDAVA, MEMNUN KALMADAN GİDEN OLMAYACAK” –Uzayda Piknik,S:168-Nirengi Kitap,2012
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s